Deniz Feneri Davası 2007 - 2008
Deniz Feneri İddianamesi (tıklayınız)
Deniz Feneri Davası Özeti
- Nisan 2007: Almanyada Deniz Feneri e.V.ye yönelik ilk baskınlar
yapıldı. 1 yıl içinde soruşturmalar tamamlanıp
iddianame yazıldı.
- Eylül 2008: Almanyadaki Deniz Feneri davası sonuçlandı: Ancak Alman yargısı olayın ve skandalın peşini bırakmamaya kararlı. Dava sırasında yardımın paralarının gönderildiği Türkiye adreslerine dikkat çekilmiş.
- Ekim 2008: Asıl tartışma: Deniz Feneri'nin yolsuzluğu ve bağış skandalıyla AKP arasında ne gibi bağlantı var.
- Kasım 2008: Deniz Feneri derneği skandalı, Türkiye'nin dava dosyasını Almanya'dan istemesiyle yeni bir boyuta taşındı.*
8 Eylül 2008: Türkiye, aylardır tartıştığı Almanyadaki Deniz Feneri yolsuzluğu ile ilgili soruşturma açılması için 8 Eylülde İşçi Partisi tarafından suç duyurusunda bulunulmasını bekledi.
17 Eylül 2008:
Almanyadaki Deniz Feneri davası sonuçlandı.
19 Eylül 2008: Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı,
Deniz Feneri soruşturmasını yürütmekle Basın Savcısı
Nadi Türkaslanı görevlendirdi. Ankara Başsavcısı Hüseyin
Boyrazoğlu, 22 Eylülde yaptığı açıklamada, soruşturmanın
rutin olduğunu, gerekirse Almanyadan dosyanın istenebileceğini
açıkladı. Bakan Şahin ise böyle bir başvuruyu hemen işleme
koyacaklarını söyledi.
24 Eylül 2008: Başsavcı Boyrazoğlu, 24 Eylülde yaptığı
açıklamada Almanyadan dosya geldikten sonra soruşturmanın
Ankarada devam edip etmeyeceğine karar vereceklerini söyleyerek, soruşturmanın
uzayabileceği işareti verdi.
26 Eylül 2008: Başsavcılığın beklenen başvurusu
26 Eylülde geldi. Başsavcılık, Adalet Bakanlığına
bir yazı göndererek, soruşturma dosyası ve mahkeme kararının
Almanyadan istenmesini talep etti. Başvuru için Almanca bir dosya hazırlandığı
öğrenildi.
6 Ekim 2008: Adalet Bakanı Şahin, 6 Ekimde, Ankara Başsavcılığının
talebi doğrultusunda Almanyadaki Deniz Feneri davasının
dosyası ve mahkeme kararının istenmesi için Frankfurt Başkonsolosluğuna
yazının gönderildiğini açıkladı. Bu yazı resmi
yazışmaların tabi olduğu usul gereği APS (Acele Posta
Servisi) ile gönderildi.
16 Ekim 2008: Şahin, Türkiyenin dosya talebine ilişkin
evrakın, 16 Ekimde Alman makamlarına ulaştığını
açıkladı.
21 Ekim 2008: Kamuoyunun baskısı nedeniyle Adalet Bakanlığı,
21 Ekimde süreci hızlandırmak için Dışişleri
Bakanlığı ile Frankfurt Başkonsolosluğuna faks gönderdi.
23 Şubat 2009: Buna rağmen dosya Savcılığa suç
duyurusunda bulunulmasından ancak 169 gün sonra Dışişleri
Bakanlığına gönderildi. Delillerin akıbeti tartışma
konusu oldu.
Deniz Feneri Davası, Almanya'da faaliyet gösteren Deniz Feneri Yardım Derneği'nin topladığı 41 milyon avroluk paranın bir kısmını amaç dışında kullanmasıyla ilgili dava. Almanya'nın Frankfurt Eyalet Yüksek Mahkemesinde görülen davada, 17 Eylül 2008 tarihinde mahkemenin hakimi Johann Müller'in verdiği kararla tutuklu yargılanan dernek yöneticileri hapis cezası almış, derneğin mal varlığı ise kamuya devredilmiştir. [1][2][3][4]
Dernek, internet sayfasında, broşürlerde, gazetelerde, televizyonda, bilhassa dernekle birlikte işbirliği yapan Euro 7 televizyonunda reklamlar yaparak, Frankfurt am Main Postbanktaki 301535602, Vakıf Bank Int. AG Frankfurttaki 3344, Bank für Sozialwirtschafttaki 8620500, Commerzbank Frankfurttaki 585 4666 nolu hesaplara olduğu gibi, Avrupanın diğer ülkelerindeki hesap numaralarına bağışta bulunmaları için, halka çağrıda bulunuyordu. Bu çağrı yapılırken, Türkiyede, Pakistanda ve diğer ülkelerdeki yardıma muhtaç insanlar kısmen gösterilmekte ve onlara nasıl ve nelerle, hangi yollarla yardım edilebileceği söyleniyordu. Bağışların banka havalesi ile veya nakit verilerek yapılacağı açıklanıyordu. Derneğin yukarıda belirtilen hesap numaralarına yekün olarak 41,423,158,85 Avro bağış havale edilmişti.[5]
Dernek yöneticilerine dolandırıcılık ve haksız kazanç elde etmek suçundan hapis cezaları verildi. Mehmet Gürhan 5 yıl 10 ay, Mehmet Taşkan'a 2 yıl 9 ay, Firdevsi Ermiş ise 1 yıl 10 ay hapis cezası aldı. Mehmet Taşkan ve Firdevsi Ermiş'in tutuklulukları sırasında hapiste kaldıkları süre dikkate alınarak geri kalan ceza süreleri tecil edildi. Mahkeme derneğin malvarlığına kamu adına el koyarak malvarlıklarının yönetimini kayyuma devretti. Kayyumlar derneğin borçlarını ödedikten sonra geriye kalan paraları almaları için bağış sahiplerine çağrı yapacak geriye kalan para ve malvarlıkları ise Kızılhaç'a devredilecek.[6]
Hakim Müller, gerekçeli kararında Mehmet Gürhan'ın yardım paralarını bir sermaye aracı olarak kullandığını, paraların Türkiye'deki Kanal 7 televizyonuna aktarıldığını, paraların nasıl kullanılacağına karar verenlerin aralarında Zekeriya Karaman, İsmail Karahan, Mustafa Çelik ve bazı zamanlarda Zahid Akman'ın bulunduğu kişiler olduğuna hükmetti. Hakim Johann Müller, 5 yıl hapis cezası alan Mehmet Gürhan'ın aslında bir kukla olduğunu asıl faillerin Türkiye'de bulunduğunu bundan da Türkiye'deki Kanal 7 televizyonu yöneticileri olduğunu açıkladı. Hakim Müller, Deniz Feneri olayının bir suç olayı olmadığını demokrasi karşıtı bir tutum olduğunu açıkladı.[7][8] Frankfurt Eyalet Yüksek Mahkemesinde davanın savcısı Kerstin Lötz davanın asıl faillerinin Türkiye'de bulunduğunu iddia atmıştı.[9]
2 Eylül 2008 tarihinde derneğin muhasebe sorumlusu Firdevis Dermiş yardım için toplanan paralarla gayrimenkul alındığını ve şirketler kurulduğunu itiraf etti. Frankfurt Eyalet Yüksek Mahkemesinde davanın savcısı Kerstin Lötz davanın asıl faillerinin Türkiye'de bulunduğunu iddia atmıştı.[10] Yapılan soruşturmada toplanan 41 milyon avronun 17 milyonu Türkiye'ye gönderilmiş olduğu bunun 8 milyon avroluk kısmı Türkiye'deki Deniz Feneri Derneği'ne verilmiş geri kalanının ise akıbeti tespit edilememiştir.[11]
Kaynakça:
Vikipedi ansiklopedi - 24 Ekim 2008
AK PARTİ artık AK DEĞİL
DENİZ FENERİ YOLSUZLUĞU için Avrupa basını ne yazdı
VATAN - 20 Eylül 2008
Deniz Feneri e.V. davasının sonuçlarını değerlendiren
Alman basını, 'Frankfurt'taki karar, Türkiye'de bir depreme yol açacağının
işareti.
Yargı süreci Almanya'da olmasına rağmen Türkiye'de de büyük
tartışma yaratan Deniz Feneri e.V. davasının sonucu, dünkü
Alman gazetelerinde de yer aldı. Davanın başlangıcında
pek ciddiye alınmayan skandal, mahkemenin sonuçlanmasıyla birlikte
yazılı basında geniş yer buldu.
Gazetelerde öne çıkan başlıklar ve yorumlar da özetle şöyle
oldu:
"ERDOĞAN'IN İLK KEZ AK GÖMLEĞİNDE LEKE
VAR"
TAGESZEITUNG - TAZ: Deniz Feneri davası, Aydın Doğan'ın
Erdoğan'a karşı bir puan alması ile son buldu. Artık
paraların AKP'de parti işleri için kullanıldığı
tartışılmaz. Rüşvet ve yolsuzlukla mücadele için seçilen
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın, ilk kez ak gömleğinde
leke var.
BILD: Aşağılık vurgunculara hapis. Vatandaşlarını
sosyal bir dernek yardımıyla 18 milyon euro dolandırdılar.
Dava kapanmış değil. Frankfurt Savcılığı, Türkiye'de
medya kuruluşlarının baş deneticisi olan (RTÜK Başkanı)
Zahid Akman hakkında soruşturma yürütüyor.
DIE ZEIT: Devlet çamurda. Başbakan Erdoğan, seçime
gitse oyların yüzde 50'sini alır. Soruşturma sonucunu beklemek
yerine, suçlanan parti arkadaşlarına arka çıktı. Aydın
Doğan'la arasındaki mücadele, Türkiye'de gündemi değiştirdi.
HANDELSBLATT: Türk derneği Deniz Feneri'ndeki bağış
skandalında 5 yıldan 10'ya kadar hapis cezaları verildi. Aynı
zamanda Türkiye'nin en büyük medya deneticisi hakkında da yeni iddialar
ortaya atıldı. Frankfurt Savcılığı, bağış
skandalı ile ilintili olan RTÜK Başkanı Zahid Akman'ın sanık
olduğunu belirtti.
İSLAMİ BAĞIŞ SKANDALI
FRANKFURTER RUNDSCHAU: İslami bağış skandalı.
Frankfurt'taki mahkemeden sonra kapı önünde yaşananlar, kararın
Türkiye'de bir depreme yol açacağına dair bir işaret. Hakim,
skandalın elebaşlarının Türkiye'de olduğunu ve arkasında
ekonomik ve politik çıkarların yattığını açıkladı.
WİESBADENER KURIER: Deniz Feneri, dolandırıcılık
batağında battı. Dava Türkiye'de siyasi malzeme oldu, ama gerçek
şu ki, Deniz Feneri insani yardım yapmak yerine kriminallerin self
servis dükkanı gibi çalıştı. Mahkeme dolandırıcılığın
ele başlarının Türkiye'de olduğunu ve derneğin sermaye
oluşturulması için bir araç olarak kullanıldığını
söylüyor.
FRANKFURTER ALLGEMEINE: Bağış toplayıcılarına
hapis cezası. Deniz Feneri yöneticilerinin yaptığı kriminal
işlerin gölgesi, Ankara'ya kadar uzadı. Türkiye'nin Başbakanı,
Frankfurt'taki davayla ilgili olarak siyasi baskı altına girdi. Erdoğan,
bu konuda haber yayımlayan, tanınmış Türk işadamı
Aydın Doğan'ın medya imparatorluğuna karşı sert
bir çatışmaya girdi. Erdoğan'ın bu medya grubuna yönelik
tehditleri, geçen günlerde AB tarafından eleştirildi. Çünkü basın
özgürlüğü tehlikeye girebilir.
Deniz Feneri davası ve Türkiyedeki tartışmaları,
Almanyanın dışındaki Avrupa basınına da yansımaya
başladı. The Economist dergisi, AKPnin, kısaltmasının
beyaz anlamına gelmesiyle övündüğünü ancak artık
durumun değiştiğini öne sürerek Bir dizi yolsuzluk iddiaları,
AK Partinin dürüstlük imajını kirletiyor diye yazdı. The
Times ise, Türkiyedeki iktidardaki parti, bir yıldan az bir süre içerisinde
ikinci defa kapatma davası ile karşı karşıya
kalabilir iddiasında bulundu.
ECONOMİST: GÜRÜLTÜYE RAĞMEN ERDOĞANIN POPÜLARİTESİ
ÇOK YÜKSEK
İngilterede yayımlanan haftalık The Economist dergisinin son
sayısında Deniz Feneri davasına ilişkin O kadar ak değil
mi? başlıklı bir analize yer verildi. Türkiyede hükümet
yolsuzlukları iddialarına ilişkin artan bir kavganın yaşandığı
belirtildiği analizde şunları yazıldı:
Türkiyede iktidardaki Adalet ve Kalkınma Partisi (AK), kısaltmasının
Türkçede beyaz veya temiz anlamına gelmesiyle övünmeyi
seviyor. Ancak artık değil. Bir dizi yolsuzluk iddiaları, AK
Partinin dürüstlük imajını kirletiyor.
The Economist, Deniz Feneri kuruluşunun, karıştığı
skandal ile ilgili olarak çok çamur atıldığını
belirtirken Almanyadaki mahkemenin, Deniz Feneri davasının 3 sanığını
18.6 milyon euroyu hortumlamaktan mahkum ettiğine dikkat çekti.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğanın muhaliflerinin paranın
bir bölümünün, hükümete yakın Kanal 7ye aktarıldığını
öne sürdüklerini kaydeden dergi, ancak mahkemenin, AK Parti ile bir bağlantıya
ilişkin kanıt bulmadığını da belirtti.
İngiliz dergi, Erdoğan ile Doğan grubu arasındaki tartışmalara
da yer verdiği analizinde Başbakan Erdoğanın kullandığı
ifadelere ilişkin olarak adı açıklanmayan bir Avrupalı Büyükelçisine
aften Acaba oruç, sinirlerini bozmuş olabilir mi? diye yazdı.
AKPnin geçen Temmuz ayında kapanmaktan kıl pay ile kurtulduğunu
anımsattıktan sonra dile getirilen bazı yolsuzluk iddialarının
sonuç vermeye başladığı belirtilen analizde Şaban Dişli'nin
AKPdeki görevinden istifa etmek zorunda kaldığına dikkat çekti.
'İSLAMİ TRAVMA' YABANCI BASINDA
The Economist, Ali Bulaçın Deniz Feneri olayının travma
yarattığı açıklamasını aktardığı
analizinde Çalık Holdingin kısa bir süre önce bir devlet bankasının
verdiği cömert kredi ile Türkiyenin ikinci büyük medya grubunu
satın aldığını, Erdoğanın 29 yaşındaki
damadının da Çalıkın Ceosu olduğunu yazdı.
Dergi, şu değerlendirmeyi de yaptı:
Gürültüye karşın anketler, Erdoğanın yüzde 50
civarındaki popülaritesiyle rakiplerinin açık farkla önünde gittiğini
gösteriyor. Doğan Holding hisselerinin değeri ise, büyük ölçüde
düştü.
TİMES: AKP İLE LAİKLER ARASINDAKİ 6 YILLIK SAVAŞ
SONA ERMEDİ
Deniz Feneri sorununu da değerlendiren İngiliz The Times gazetesi,
olayın, Türkiyede yeni siyasi çalkantıları
yaratabileceği yorumunu yaptı. Gazete Türkiyede iktidardaki
parti, bir yıldan kısa bir süre içinde ikinci defa bir kapatma davası
ile karşı karşıya kalabilir dedi.
Gazete şöyle devam etti:
Ön soruşturma olsa da ve Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) hakkında
resmi bir davanın bulunmamasına karşın hukuk uzmanları,
mahkemenin, Almanyada faaliyet gösteren Deniz Feneri Vakfından
zimmete geçirilmiş para aldığını kanıtlaması
halinde otomatik olarak kapatabileceğini söylüyorlar.
AKPnin söz konusu vakıf ile bir bağ olduğunu reddettiğine
dikkat çeken gazete, Deniz Feneri olayının, Erdoğan ile Doğan
grubu arasında zararlı olabilecek bir kavga alevlendirdiğini
kaydetti.
The Times, AKPnin Temmuz ayında kıl pay ile kurtulduğu kapatma
davası ile parti ile laik sistem arasındaki altı yıllık
güç mücadelesinin doruğa ulaştığı"nı
savunarak Şimdi ise kapatma olasılığının
yeniden ortaya çıkması, savaşın sona ermekten uzak olduğunun
işaretidir yorumunu yaptı.
05.11.2008 CUMHURİYET / ANKA
Yargıtay Başsavcılığı AKP ile Deniz Feneri Derneği arasında bir ilişki olup olmadığını araştırmaya başladı. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'nın Almanya'dan gerekli belgeleri istediği biliniyor. Yargıtay Başsavcılığı da bu belgeleri Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'ndan istedi.
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, Almanya'da faaliyet gösteren ve yargılanan Deniz Feneri e. V.'ne ilişkin dosyayı Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı kanalıyla istedi. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Abdurrahman Yalçınkaya, Almanya'da faaliyet gösteren ve yargılanan Deniz Feneri e. V. yöneticilerinin AKPye para yardımında bulunup bulunmadığını araştırmak için harekete geçti. Başsavcı Yalçınkaya, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına bir yazı yazarak Frankfurt Eyalet Mahkemesinin Deniz Feneri Derneğine ilişkin yargılamanın dosyasını ve verdiği kararı talep etti. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının bu konuda başlattığı soruşturmaya ilişkin bilgi ve belgeleri de talep eden Başsavcı, belge ve bilgiler eline ulaştıktan sonra AKP hakkında yeni bir kapatma davası açıp açmayacağına karar verecek.
"Yardım geldiyse parti kapatma nedeni sayılır"
Yargıtay 8. Ceza Dairesi eski Başkanı Naci Ünver Deniz Feneri e.V.'nin Türkiye de herhangi bir siyasi partiye maddi yardımda bulunduğunun tesbit edilmesi halinde bunun 'parti kapatma gerekçesi' sayılacağına dikkat çekti. Ünver şunları söyledi: "Anayasa'nın 69. maddesine göre siyasi partiler yabancı devletlerden uluslararası kuruluşlardan ve Türk uyruğunda olmayan gerçek ve tüzel kişilerden yardım alması halinde bu fiil temelli kapatma nedenidir. Deniz Feneri e. V. Türk uyruğunda olmayan bir tüzel kişidir. Bu derneğin Türkiye'de bir siyasi partiye yardım ettiği kanıtlanırsa Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı ilgili siyasi parti hakkında temelli kapatılma talebiyle dava açabilir."
05.11.08 VATAN / ANKA
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Abdurrahman Yalçınkaya,
Almanya'da faaliyet gösteren ve yargılanan Deniz Feneri e. V. yöneticilerinin
AKPye para yardımında bulunup bulunmadığını
araştırmak için harekete geçti.
Başsavcı Yalçınkaya, Ankara Cumhuriyet
Başsavcılığına bir yazı yazarak Frankfurt
Eyalet Mahkemesinin Deniz Feneri Derneğine ilişkin
yargılamanın dosyasını ve verdiği kararı talep
etti. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının bu
konuda başlattığı soruşturmaya ilişkin bilgi ve
belgeleri de talep eden Başsavcı, belge ve bilgiler eline
ulaştıktan sonra AKP hakkında yeni bir kapatma davası açıp
açmayacağına karar verecek.
"YARDIM
GELDİYSE PARTİ KAPATMA NEDENİ SAYILIR"
ANKAya konuşan Yargıtay 8. Ceza Dairesi eski Başkanı
Naci Ünver Deniz Feneri e.V.'nin Türkiye de herhangi bir siyasi partiye maddi
yardımda bulunduğunun tesbit edilmesi halinde bunun "parti
kapatma gerekçesi' sayılacağına dikkat çekti. Ünver şunları
söyledi:
"Anayasa'nın 69. maddesine göre siyasi partiler yabancı
devletlerden uluslararası kuruluşlardan ve Türk uyruğunda
olmayan gerçek ve tüzel kişilerden yardım alması halinde bu
fiil temelli kapatma nedenidir. Deniz Feneri e. V. Türk uyruğunda olmayan
bir tüzel kişidir. Bu derneğin Türkiye'de bir siyasi partiye yardım
ettiği kanıtlanırsa Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı
ilgili siyasi parti hakkında temelli kapatılma talebiyle dava açabilir."
Deniz Feneri-AKP ilişkisi araştırılıyor
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, Almanya'da bulunan Deniz Feneri Derneği'nden AK Parti'ye para aktarıldığı iddialarını incelemek için soruşturma başlattı. Eğer dernekle AKP arasında parasal bir ilişkinin varlığı tespit edilirse, ikinci bir kapatma davası gündeme gelebilecek.
05.11.2008 CNNTurk
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, AKP ile
Almanya'daki Deniz Ferneği Derneği'nin arasındaki ilişkiyi
soruşturuyor.
Başsavcılık tarafından başlatılan soruşturma
kapsamında Deniz Feneri Derneği davasının dosyası
istendi.
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı Almanya'da görülen
Deniz Feneri davasının tamamlanmasının ardından Türkiye
ile ilgili iddiaları araştırmak üzere mahkemeden dava dosyasını
istemişti.
Yargıtay Başsavcılığı da, Deniz Feneri davasının
dosyasını Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'ndan
istedi.
Dernekle AKP arasındaki parasal ilişkileri araştıracak olan
Başsavcılık, eğer bir bağlantı tespit ederse AKP
hakkında ikinci bir kapatma davası açabilecek.
Siyasi partilerin yurtdışından maddi yardım alması
anayasaya aykırı ve kapatma nedeni.
Almanya'daki davada neler olmuştu?
Almanya'daki Deniz Feneri Derneği davasının 17 Eylül'deki duruşmasında
yargıç Johann Müller, üç sanığın da dolandırıcılık
suçundan mahkum olduklarını açıklamıştı.
Hakim Müller, gerekçeli kararında, bu davanın Almanya'nın en büyük
bağış skandalı davası olduğunu belirterek daha önce
çok ses getiren UNICEF Almanya davasını dahi geçtiğini söylemişti.
Almanya Deniz Feneri'nin toplam 41 milyon euro bağış topladığını;
Türkiye'ye giden toplam miktarın 17 milyon euro olduğunu, bunun 8
milyonunun Türkiye Deniz Feneri'ne gittiğini, geri kalan kısmın
çeşitli yerlerde kullanıldığını ifade etmişti.
Amaç dışı kullanılan paradan sadece 4 milyon euro
Almanya'da kaldı.
Gerekçeli kararda olayın Türkiye boyutuna da değinen Müller, Mehmet
Gürhan'ın dernekte yönetici olmasına karşın büyük oranda
Türkiye'den yönlendirildiği ve karar vermede tek yetkilinin kendisi olmadığını,
Türkiye'de Zekeriye Karaman'ın ön plana çıktığını
vurguladı.
Müller, kararında sanık Mehmet Gürhan'ın, İsmail Karahan,
Harun Yoldaş, Mustafa Çelik ve Zahit Akman ile geçmişte ticari ilişkileri
olduğunu belirtti.
Almanya'da 1999'da kurulan Deniz Feneri Derneği'nin 2002-2007 arasında
41 milyon 423 bin 158 euro bağış topladığı
belirtiliyor.
Bankalardan çekilen yüksek miktarların emniyete bildirilmesi sonucu kara
para aklandığı şüphesiyle savcılık harekete geçmişti.
İhbarlar üzerine Hessen Eyalet Savcılığı, Mehmet Gürhan,
Firdevsi Ermiş ve Mehmet Taşkan'a dolandırıcılık,
karapara aklama ve vergi kaçakçılığı suçlarından
dava açmıştı.
Kesin delil olmasa da asıl faaillerin Türkiye'de olduğunu vurgulayan
savcı, tüm sorumluluğun Türkiye Deniz Feneri kurucularından
Zekeriya Karaman, Zahid Akman, İsmail Karahan ve Harun Yoldaş'a ait
olduğunu iddia etmişti.
Başsavcı, Deniz Fenerini AKP için incelemeye aldı
05.11.2008 Milliyet
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Abdurrahman Yalçınkaya, Almanyadaki Deniz Feneri e.V. dosyasının Türkiyeye getirilmesi için Adalet Bakanlığı kanalıyla istemde bulunan Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına başvurarak, dosyanın ulaşmasının ardından bir örneğinin de kendilerine iletilmesini istedi.
Yalçınkayanın, anayasaya göre yurtdışından
maddi yardım alan siyasi partilerin temelli kapatılması gerektiği
için dosyayı istediği, dosyanın ulaşmasının ardından
Deniz Feneri e.V. kanalıyla AKPye para yardımı yapılıp
yapılmadığını araştıracağı
bildirildi. AKPye para yardımı yapıldığı görüşüne
ulaşılması halinde başsavcılık partinin temelli
kapatılması istemiyle dava açacak.
Laikliğe aykırı faaliyetlerin odağı haline geldiği
gerekçesiyle AKPnin kapatılması talebiyle dava açan Yalçınkaya,
Anayasa Mahkemesinin kararının ardından, Almanyada görülen
Deniz Feneri e.V. davası dosyası için girişimde bulundu.
Alınan bilgiye göre Yalçınkaya, Türkiyedeki Deniz Feneri Derneği
ile Almanyadaki Deniz Feneri e.V. arasındaki bağlantılar,
Almanyadan Türkiyeye para aktarımı olup olmadığı
konularında soruşturma başlatan Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına
başvurdu.
Yardım varsa dava açılacak
Yalçınkaya, Ankara Başsavcılığının başlattığı
soruşturma kapsamında Frankfurt Eyalet Mahkemesinde görülen dava
dosyasının bir örneğinin getirilmesi için Adalet Bakanlığı
kanalıyla istemde bulunduğunu basından öğrendiğini de
bildirdi. Yalçınkaya, dosyanın Ankara Başsavcılığına
ulaşmasının ardından yapılacak tercümesinden bir örneğin
Yargıtay Başsavcılığına gönderilmesini talep
etti.
Yalçınkayanın Deniz Feneri e.V. derneğinin yurtdışında
topladığı paralardan AKPye de yardım gittiği yönündeki
iddialar nedeniyle bu talepte bulunduğu bildirildi. Anayasanın 69.
maddesine göre, yabancı devletlerden, uluslararası kuruluşlardan
ve Türk uyruğunda olmayan gerçek ve tüzel kişilerden maddi yardım
alan siyasi partilerin temelli kapatılması gerekiyor.
Yalçınkaya, bu doğrultuda Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının
yürüttüğü soruşturmanın sonuçlarını da
bekleyebilecek. Partinin para yardımı aldığına yönelik
bir bulguya rastlaması halinde AKPnin temelli kapatılması
istemiyle dava açılması gerekecek ve bu durumda son sözü Anayasa
Mahkemesi söyleyecek.
CHP: Akmana Almanyada dava açıldı
6 Kasım 2008 NTV
ANKARA - CHP İstanbul İl Başkanı Gürsel Tekinle birlikte bir basın açıklaması yapan Kılıç, RTÜK Başkanı Zahid Akman hakkında, kooperatif yolsuzluğundan dolayı 3 kişinin şikayetiyle dava açıldığını söyledi.
Frankfurt savcılığının nitelikli dolandırıcılık
iddiasını içeren davayı kabul ettiğini belirten Kılıç,
aynı suçlamayla ilgili olarak 60 kişinin daha avukata vekalet verdiğini
bu sayının mağdur sayısı olan 1600ü bulmasının
beklendiğini söyledi.
Ali Kılıç, şikayetçilerin Almanca yazdığı dilekçeyi
de basına dağıttı.
CHP Merkez Yönetim Kurulu Üyesi Ali Kılıç, RTÜK Başkanı Zahid Akman hakkında OFWG adlı kooperatife para veren kişilerin şikayeti üzerine ''nitelikli dolandırıcılık'' suçlamasıyla Köln Asliye Hukuk Mahkemesi'nde dava açıldığını belirtti. Kılıç, ''Deniz Feneri Davası''nın Alman yargısı tarafından ''Yüzyılın soygun hareketi'' olarak nitelendirildiğini belirtti.
İstanbul - Partisinin İstanbul İl Merkezi'nde basın toplantısı düzenleyen CHP Merkez Yönetim Kurulu Üyesi Ali Kılıç, toplantının Akman ile ilgili olduğunu ifade ettiği bir belgeyi açıklamak üzere yapıldığını belirtti.
Köln Asliye Hukuk Mahkemesi'nde dava açıldığına ilişkin orijinal Almanca belgeleri getirdiğini ifade eden Kılıç, şunları kaydetti: ''RTÜK Başkanı Zahid Akman hakkında kooperatife para veren 3 kişinin şikayeti üzerine 'nitelikli dolandırıcılık' suçlamasıyla Köln Asliye Hukuk Mahkemesinde dün dava açıldı. Frankfurt Başsavcılığı tarafından OFWG kooperatifi aracılığıyla 1600 kişiden para toplanmasıyla ilgili yürütülen 9 klasörlük bir soruşturma bulunuyor. Toplanan 8-12 milyon avro buharlaştırılmış. Ancak bu soruşturmada şikayetçi yok. Akman ve arkadaşları tarafından dolandırılığını iddia eden kişilerin şikayeti üzerine Köln'de dava açıldı.''
Kılıç, Akman'ın hem ikametgahına hem de iş adresine tebligat çıkarıldığını, bu tebligatın en kısa sürede yapılacağını öne sürerek, ''RTÜK'ün daha fazla yıpranmaması için Zahid Akman'ın oturduğu o koltuktan en azından bu dava ve soruşturmalar sonuçlanıncaya kadar kalkmasını istiyoruz'' dedi. Ali Kılıç, aynı davada, kooperatif başkanı Abdullah Özer'in de aynı suçlamayla sanık durumunda olduğunu ifade etti.
''Yüzyılın soygun hareketi''
''Deniz Feneri Davası''nın Alman yargısı tarafından bizzat ''Yüzyılın soygun hareketi'' olarak nitelendirildiğini söyleyen Kılıç, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın Zahid Akman'ı görevden almasını talep ettiklerini söyledi.
Frankfurt Başsavcılığının 1600 kişi adına yürüttüğünü ifade ettiği 9 klasörlük soruşturmanın numarasını da söyleyen Kılıç, ''Akman ve arkadaşları, Türk halkının huzurunda lütfen bunlara yanıt verin. Kendinize güveniyorsanız, uçak biletleri dahil masraflar bizden. Sizi Almanya'ya davet ediyoruz. Orada suçlamalara cevap verin, tekrar aklanıp geri gelin'' diye konuştu.
Ali Kılıç, şikayetçilerin, mahkemeye başvurması
nedeniyle davanın Köln'de açıldığını, 60 kişinin
daha davaya şikayetçi taraf olmak için avukatlarına vekalet
verdiklerini kaydetti.
Frankfurt'ta yürütülen soruşturma kapsamında dava açılması
halinde bunun Köln'deki dava ile birleştirileceğini tahmin
ettiklerini belirten Kılıç, CHP Grup Başkanvekili Kemal Kılıçdaroğlu
başkanlığındaki bir heyetle Almanya'daki Deniz Feneri Davasını
yakından takip ettiklerini hatırlattı.
7 Kasım 2008 Cumhuriyet
Almanya'dan Kanal 7 'ye şok!
Alman RTÜKü Akmanın eski kanalı 7 INTi kapattı
14.11.2008 VATAN HABER MERKEZİ
Almanya, Deniz
Feneri e.V furyasına son noktayı Euro 7 ile koydu. Akmanın
eski genel müdürü olduğu Euro 7, Akmanın Alman mevkidaşları
tarafından kapatıldı.
Almanyanın RTÜKü, Eyalet Medya Kurumları Denetim Komisyonu (ZAK),
Deniz Feneri e.Vnin kurucusu hükümlü Mehmet Gürhan ile Kanal 7 Yöneticileri
Zekeriya Karaman, Mustafa Çelik ve İsmail Kahramanın kurucuları
olduğu Euro 7yi yayın haklarıyla ilgili kuralları büyük
ölçüde ihlal ettiği gerekçesiyle kapattı. Euro 7nin ülke çapındaki
yayın ruhsatı iptal edildi.
ZAK dün yaptığı açıklamada Frankfurtta bulunan Euro
7nin yayın sorumluları ve çalışanlarının
tutuklandığını belirterek gelecekte televizyon programlarını
ne personel açısından, ne de maddi açıdan yasal kurallara uygun
olarak hazırlayabilecek durumda olmadığını belirtti.
Euro 7 programlarının sorumluluğunun artık Almanyadan üstlenilmediği
bildirilen kararda, Euro 7ye yapılan ziyaretlerde herhangi bir kuruluş
yöneticisine rastlanmadığı vurgulandı. Program denetimleri
sırasında Euro 7nin Almanyada yayımladıkları
programların Türkiyedeki programlarla büyük ölçüde benzerlik gösterdiği
de belirtildi.
Bağış paralarının aktığı adres
Deniz Feneri e.V soruşturması kapsamında Alman polisi 25 Nisan
2007de Euro 7 binasına baskın düzenlemişti. Deniz Feneri e.V
ile Euro 7 arasındaki bağlantılar nedeniyle yapılan baskında,
Genel Müdürü Mehmet Gürhan ile Muhasebeci Firdevsi Ermiş gözaltına
alınmıştı.
Frankfurt Mahkemesi Deniz Feneri e.V davasında bağış paralarının
iki şirkete aktarıldığını tespit etmişti. Bu
şirketlerden biri Weiss GmBH diğeri Euro 7ydi. Bu iki şirket 5
ismin buluştuğu adreslerdi. Deniz Feneri e.Vnin kurucusu, hükümlü
Mehmet Gürhan, Kanal 7 yöneticileri Zekeriya Karaman, Mustafa Çelik, İsmail
Karahan ile RTÜK Başkanı Zahit Akman.
Genel müdürü Akmandı
Türkiyedeki Kanal 7, 1995 yılında Almanyada Media 7 GmbH adıyla
bir şirket kurdu. Media 7nin genel müdürü de muhasebecisi de Deniz
Feneri e.V ile aynı isimlerdi. Genel müdürleri İsmail Karahan ile
Mehmet Gürhan, muhasebecisi itirafçı sanık Firdevsi Ermişti.
Medai 7 YİMPAŞın gurbetçilerden topladığı
paraları Kanal 7ye aktardığı ortaya çıkarılınca,
kendini kurtarmak için iflas ettiğini açıkladı.
Media 7den sonra 2001 yılında Euro 7 kuruldu. Kurucular arasında
da Mehmet Gürhan ile Kanal 7 yöneticileri Zekeriya Karaman, Mustafa Çelik ve
İsmail Karahan vardı. Şirketin eski genel müdürleri arasında
ise RTÜK Başkanı Zahid Akman yer alıyordu.
Kanal 7 ile bağlantılı
Euro 7 Fernseh & Marketing GmbHnin kurucuları Zekeriya Karaman,
Mehmet Gürhan, Mustafa Çelik, İsmail Karahan ve Zahid Akman. Halen Kanal
7nin yönetim kurulu başkanı olan Zekeriya Karaman, ısrarla
Almanyadaki Deniz Feneri ile hiçbir ilgilerinin olmadığını
söylemişti. Mehmet Gürhan ise Almanyadaki davada ceza yiyen isimlerden
biri. Kuruculardan Akman dışındaki dört kişi halen şirketin
eşit hisseli ortağı olarak görülüyor. Zahid Akman,
13.11.2003-30.092005 arasında şirketin genel müdürlüğünü de
yapmıştı.
Gerekçeli karar: Arka planda Akman ve Kanal 7 var
Alman mahkemesi, Deniz Feneri e.V. davasının gerekçeli kararını açıkladı.
Frankfurt Mahkemesi, Deniz Feneri
e.V. davasının gerekçeli kararını şifreli olarak açıkladı.
Şifreleri çözdüğümüzde adı zanlılar arasında geçen
RTÜK Başkanı Zahid Akmanın 'd' harfiyle, Euro 7nin yöneticileri
Zekeriya Karamanın 'a', Mustafa Çelikin 'b' ve İsmail
Karahanın da 'c' harfiyle kodlandığı ortaya çıktı.
Kararda Mehmet Gürhanın yargılanıp hapse girdiği
halde, Zekeriya Karamanla ticari ilişkilerini sürdürdüğü ve
kendisini amiri olarak görmeye devam ettiği, irade devri yapmasından
anlaşılmaktadır denildi (İstanbul 10. noterinden sahte
vekaletnameyle Gürhanın yetkilerini Karamana devretmesi
kastediliyor).
Deniz Feneri e.V davasının gerekçeli kararı yayınlandı.
Frankfurt Mahkemesi, Alman yasaları gereği kamuoyuna açıklamadan
önce gerekçeli kararı isimleri şifreledi. Bu şifrelerde sanıklar,
zanlılar ve şirket isimleri harf olarak kodlandı. VATAN, Deniz
Feneri e.V. davasının kamuoyuna açıklanan gerekçeli kararındaki
şifreleri çözdü.
Karardaki şifreler çözülünce RTÜK Başkanı Zahit Akmanın
(d) harfiyle kodlandığı, adının da gesondert
Verfolgten yani hakkında soruşturma yapılan zanlılar arasında
geçtiği ortaya çıktı. Akman, ısrarla Deniz Feneri e.V.
dosyasında adının geçmediğini söylemesine rağmen
gerekçeli kararda kendisi açıkca hakkında soruşturma yapılan
zanlılar arasında gösterildi.
Kararda Mehmet Gürhan (A), Mehmet Taşkan (B), Firdevsi Ermiş de (C)
olarak kodlandı. Hakkında soruşturma yürütülen zanlılar
ise Zekeriya Karaman (a), Mustafa Çelik (b), İsmail Karahan (c), Zahit
Akman (d), Harun Kapuyoldaş ise (f) gibi küçük harflerle kodlandı.
Gerekçeli karardaki ayrıntılar ve suçlamalar şöyle:
Deniz Feneri e.V. dolandırıcılık için kuruldu
Kararın 16. sayfasında aslında Deniz Feneri e.V.nin
Almanyada fiili olarak olmadığı, formal yani kağıt
üzerinde kurulmuş bir dernek olduğu belirtilerek, Tek amacı
iyi niyetli hayırseverlerin yardımlarını toplayıp kendi
amaçları için kullanmak ifadesi kullanıldı. 17. sayfasında
ise Deniz Feneri e.V.nin baştan beri dolandırıcılık
suçunu işlemek için kurulduğu vurgulandı.
Gürhan Türkiyedekilere haksız kazanç sağladı
Gerekçeli kararın 14. sayfasında hükümlü Mehmet Gürhanın,
2002 yılının başından beri Deniz Feneri e.V.nin
dolandırıcılık yaptığını bildiği
anlatıldı. Gürhanın Almanyadaki başaktör olduğu
belirtilen gerekçeli kararda, hem kendisine hem de Türkiyede arkasında
olan kişilere haksız kazanç sağlamak için hareket ettiği
vurgulandı.
Asıl sorumlular ve arka plandakiler Türkiyede
Gerekçeli kararın 17. sayfasında, Mehmet Gürhanın
Almanyada başaktör olduğu ancak arka planındakilerin Türkiyede
buluduğu ifade ediliyor. Kararın 3. sayfasında Mehmet Gürhanın
hakkında soruşturma yapılan diğer zanlılarla görüşerek
ve onların talimatıyla hareket ettiği bildirildi.
28 bin 320 hayırsever 41 milyon euro verdi
Kararda 2002 ile 2007 yılları arasında toplanan 41 milyon 423 bin
158 euroluk yardımın 28 bin 836 bağışçıdan elde
edildiği belirtilerek, bu bağışçılardan 21 bin 516sının
bir kereye mahsus, 7 bin 320sinin ise sürekli bağışçı
konumunda olduğu da yer aldı.
Kuryeler, 11,7 milyon euroyu Türkiyeye taşıdı
Kararın 8. sayfasında paraların Türkiyeye kuryelerle gönderildiği
anlatılıyor. 2002den 2007 Nisan ayına kadar 11 milyon 737 bin
994 euronun Türkiyeye aktarıldığı halde, çifte kayıtla
tutulan muhasebe defterlerinde bu paranın gözükmediği anlatıldı.
Sahte vekaletname gerekçeli kararda
Vatan'ın ortaya çıkardığı sahte vekaletname olayı
da gerekçeli karara girdi. Kararda, Mehmet Gürhan yargılanıp
hapse girdiği halde, Zekeriya Karamanla ticari ilişkilerini sürdürdüğü,
kendisini amiri olarak görmeye devam ettiği irade devri yapmasından
anlaşılmaktadır denildi. (VATANIN NOTU: Burada Alman
mahkemesi, İstanbul 10. Noterinden sahte vekaletnameyle Gürhanın
yetkilerin Karamana devretmesini kastediyor.)
ŞİFRELERİ NASIL ÇÖZDÜK
Vatanın şifreleri nasıl çözdüğünü merak eden okurlarımız
için şu bilgiyi verelim: Deniz Feneri e.V. iddianamesinin 68. sayfasında,
Euro 7 GmbHin genel müdürleri, görevde kaldıkları tarihlere göre
tablo halinde yer alıyor. Aynı sıralama gerekçeli kararda da yer
aldı. Euro 7, kararda 4. GmbH olarak şifrelenirken genel müdürleri
de görev yaptıkları tarihlere göre harflerle kodlanarak sıralandı.
İddianamedeki tabloyla, gerekçeli karardaki sıralama karşılaştırıldığında
hangi harfin kim olduğu ortaya çıktı.
Deniz Feneri e.V. iddianamesindeki 68. sayfa:
Şirketin genel müdürlüğünü sırasıyla şu şahıslar
üstlenmişlerdi:
* Zekeriya Karaman (a): 23.05.2001-11.06.2002 ve 30.09.2005- 19.06.2007
* Mehmet Gürhan (A): 23.05.2002- 02.06.2003 ve 08.12.2005-19.06.2007
* Dr. Zahid Akman (d): 13.11.2003 -30.09.2005.
KANAL 7 DE BAĞIŞ PARASIYLA KURULDU
Gerekçeli kararın 2. sayfasında X televizyonu olarak şifrelenen
Kanal 7nin 1990lı yılların başında Türkiyede
kurulduğu, İslamcı muhafazakar partilere yakın bir
televizyon olduğu ve sermayesinin bağışlarla sağlandığı
anlatıldı. Kararda bağış paralarının 14
milyon 73 bin 600 eurosunun kayıp olduğunun tespit edildiği de
yer aldı. (Vatan 26 Kasım 2008)
VATANın özel haberleri gerekçeli karara girdi (Vatan 27 Kasım 2008)
Deniz Feneri dernekleri birbiriyle bağlantılı (Vatan 29 Kasım 2008)
Dosya 2009da Türkiyede olacak
Almanya tarihinin en büyük bağış
dolandırıcılığı davasında gerekçeli karar da
hükümlü kişiler için kod kullanılarak açıklandı.
Frankfurt bölge mahkemesi 26. Ceza Dairesinin kararının gerekçesini
de açıklamasıyla dosyanın Türkiyeye gönderilme süreci
başlamış olacak.
Dosyanın gelecek yılın başlarında Ankaraya
ulaşması bekleniyor. İnternette yayımlanan 18 sayfalık
gerekçeli kararda, derneğin hayırseverleri dolandırmak üzere
kurulduğu ve asıl sorumluların Türkiyede olduğu
belirtildi. (Aralık 2008)
Deniz Feneri dosyaları Ocak 2009da gelecek
Frankfurt Savcılığı sözcüsü Doris Möller-Scheu, Deniz Feneri davasıyla ilgili olarak Türkiyede savcılığın istediği dosyaların hukuki kanallardan gönderileceğini, işlemin gelecek Ocak ayında tamamlanacağını söyledi.
BERLİN ( 2 Aralık 2008 AA / NTV ) - Frankfurt Savcılığı sözcüsü Doris Möller-Scheu, Deniz Feneri davasıyla ilgili dosyaları hazırladıklarını, bu işlemin gelecek yılın Ocak ayında tamamlanmasını beklediklerini belirterek, Deniz Feneri davasıyla ilgili olarak Türkiyenin istediği dosyaları hukuki kanallardan göndereceğiz dedi.
Söz konusu dosyaların gönderilmesinin daha fazla zaman alabileceğini
ifade eden Möller-Scheu, bunun farklı bir uygulama olmadığını,
tüm ülkelerle işlemlerin aynı şekilde yürütüldüğünü
kaydetti.
Dosyaların çok fazla olması nedeniyle tümünü gönderemeyeceklerini
belirten Möller-Scheu, ancak Türk tarafının talep ettiği
dosyaların gönderileceğini kaydetti.
Möller-Scheu, Türk tarafının istediği evrakların tümünün
gönderilip gönderilmeyeceği sorusu üzerine de bu tür uygulamaların
her yerde aynı olduğunu, Türkiyeden gelen isteğin hala
incelenmekte olduğunu ve buna göre karar vereceklerini bildirdi.
* Para yardımı aldığına ilişkin bir belge ya da bilgi ulaşması durumunda AKP hakkında yeni bir kapatma davası açılması da gündeme gelebilecek.